Bal
Dünyanın
en kaliteli balı Türkiye'de, Türkiye'nin en kaliteli balı
Rize'de , Rize'nin en kaliteli balı Anzer'de dir. Anzer balı ve
yayla çiçek balında en kaliteli balda bu sitede. Daima
kaliteyi ve dürüstlüğü ilke edinen site.
Balda kaliteyi balı tadınca farkedeceksiniz.
1. Balın Tanımı
Bal, Türk Gıda Kodeksi 2000/39 sayılı Bal Tebliğinde "Bal; bal
arılarının çiçek nektarlarını, bitkilerin veya bitkiler üzerinde
yaşayan bazı canlıların salgılarını topladıktan sonra, kendine
özgü maddelerle karıştırarak değişikliğe uğratıp, bal
peteklerine depoladıkları tatlı madde" olarak tanımlanmıştır.
Tanımından da anlaşılacağı üzere bal saf ve doğal olmalı, hiçbir
katkı maddesi veya kalıntı içermemelidir.

Petekli Bal
2. Balın Sınıflandırılması
Balın sınıflandırılması üretim ve pazarlama şekline ya da
kaynağına göre yapılmaktadır. Üretim ve pazarlama şekline göre
bal; süzme ve petekli, elde edildiği kaynağa göre ise çiçek ve
salgı balı olarak sınıflandırılabilir.
Çiçek balı; genellikle bitkilerin çiçeklerinde bazen de kiraz,
bakla, pamuk, ve şeftali gibi bitkilerin yaprak sapı ve
gövdelerinde bulunan nektar bezlerince salgılanan nektarın
arılar tarafından toplanması ile oluşturulan baldır.

Salgı balı; çam, meşe, kayın ve ladin gibi orman ağaçları
üzerinde yaşayan böceklerin salgıladığı tatlı salgıların arılar
tarafından toplanması ile oluşturulan baldır. Ülkemiz için en
önemli salgı balı çam balıdır.

3.
Balın Bileşimi
Balın bileşimi, üretimin yapıldığı yöredeki bitki türlerine ve
üretimin yapıldığı zamana göre değişmektedir. Ancak genel
ortalama olarak balın %80'i değişik şekerlerden %17'si sudan
meydana gelir. Geri kalan %3'lük kısım başta enzimler olmak
üzere, balı bal yapan ve balı değerli kılan maddelerden oluşur.
4.
Balın Bileşimini Oluşturan Maddeler
Petekli Bal

Su
Baldaki su miktarı balın olgunlaşma durumuna bağlı olarak
farklılık gösterir. Normal olarak olgunlaşmış ballar %17
dolayında su içerirler. Baldaki su oranının yüksek olması balın
daha kolay bozulmasına neden olur. Bu nedenle süzme bal, tamamen
veya en azından yarısı sırlanmış peteklerden elde edilmelidir.
Karbonhidratlar
Bal, kaynağına ve bal özünü bala çeviren arıların salgı
bezlerinin salgıladıkları enzimlerin aktivitelerine bağlı olarak
yaklaşık 15 çeşit şeker içerir. Ancak, şekerler içersinde büyük
çoğunluğu früktoz (levüloz) ve glikoz (dekstroz) oluşturur.
Balda toplam şeker oranı % 80 dolayındadır.
Mineral
Maddeler
Balda; demir, bakır, potasyum, kalsiyum, magnezyum, fosfor,
silisyum, alüminyum, krom, nikel ve kobalt gibi değerli mineral
maddeler vardır. Salgı balları mineral maddelerce daha
zengindir. Bu özelliğinden dolayı tedavi amaçlı da kullanılırlar
ve kristalize olmadıkları için bazı tüketiciler tarafından
tercih edilirler.
Proteinler
Balın kaynağına bağlı olarak, proteinlerin yapı taşları olan
aminoasitler ballarda oldukça düşük düzeylerde bulunurlar. Balda
17 adet farklı aminoasit tespit edilmiştir.
Asitler
Asitler, bala kendine has kokuyu veren maddeler olup balın
asidik yapıda olmasını sağlarlar. Balın pH değeri değişik
şartlar altında 3.4 ile 6.1 arasında değişmekle birlikte
ortalama olarak 3.9'dur.

Enzimler
Balda, bir kısmı bitkilerden bir kısmı da arının salgı
bezlerinden gelen değişik enzimler bulunur. Enzimler balın en
değerli maddeleridir. Doğal ve ısıtılmamış ballarda enzim
miktarı oldukça yüksek olup bu tür ballar kaliteli ve çok
değerlidir. Bal ısıtıldığı oranda enzim değerinde kayıplar olur.
Vitaminler
Bal, kaynağına ve içerisindeki polenlerin miktar ve çeşidine
bağlı olarak B, C, E ve K vitaminleri içerir.
5.
Balın Fiziksel Özellikleri
a) Renk Özelliği
Balın rengi, elde edildiği kaynağına bağlı olarak su renginden
siyaha kadar büyük bir varyasyon gösterir. Ayrıca, balın
ısıtılması ve uzun süre açıkta tutulması balın rengini
değiştirmektedir.
b) Viskozite
Balın bünyesi ya da akıcılığa karşı koyma özelliği de denilen
viskozite, bal içinde mevcut su oranı ile yakından ilgilidir.
Balı ısıtarak viskozitesini azaltmak mümkündür.
c)
Işığı Döndürme
Balın polarize ışığı sağa ve sola döndürmesi, balın kaynaklarına
göre farklılık gösterir. Nektar balları ışığı sola, salgı
balları ise sağa döndürmektedir. Sakkaroz denen çay şekeri de
ışığı sağa döndürür. Bu özellik sahte balların tanınmasına
yardımcı olur.
6.
Balın Kimyasal Özellikleri
a) Balın Tadı ve Kokusu
Bal, elde edildiği kaynağa bağlı olarak kendine has tat ve
kokuya sahiptir. Bu itibarla ısıtma, işleme, depolama gibi
işlemlerde balın kendine özgü tat ve kokusunu değiştirecek
yanlış uygulamalardan kaçınmak gerekir.
b)
Balın Şekerlenmesi
Bazı tanım ve hükümleri "Bal standardı" bölümünde verilen
2000/39 sayılı "Bal Tebliği"nde kristalize bal "kristalizasyon
metotlarının herhangi birine tabi tutularak veya balın
kristalleşmesi için herhangi bir işleme tabi tutulmaksızın
tamamen veya kısmen şekerleşmiş, krema ve fondan kıvamdaki bal"
şeklinde tanımlanmıştır. Görüldüğü gibi balın şekerlenmesi
bozulma olmayıp balın elde edildiği bitkisel kaynağa göre
oluşabilen doğal bir olaydır. Ancak tüketicilerin çoğu
kristalize olan balı bilgisizlik sonucu hileli bal olarak
düşünürler. Bu yanılgı, ülkemizde özellikle süzme bal
pazarlamasında sıkıntılara yol açmaktadır. Gerçek olan, pek çok
doğal ve kaliteli balın çok çabuk hatta süzme aşamasından hemen
sonra bile şekerlenmeye başlayabileceğidir.

Balın şekerlenip şekerlenmemesi üzerine; balın su, glikoz ve
früktoz oranları, balın depolanma sıcaklığı, depolama
sıcaklığının dalgalanması ve balda bulunan polen gibi katı
partiküllerin miktarı etkili olmaktadır. Balın früktoz oranı
düşerken glikoz oranının artması şekerlenmeyi destekler. Ancak,
son yapılan çalışmalarda balın şekerlenme eğiliminin
belirlenmesinde daha çok glikoz/su oranı üzerinde durulmaktadır.
Buna göre, glikoz/su oranı 1.7'den daha düşük balların
şekerlenmediği, bu oranın 2.1'den daha yüksek olan balların ise
kısa sürede şekerlendiği bildirilmektedir.
Özellikle tüketicilerin bilgilendirilmesi yönünden tekrar etmek
gerekirse, balın şekerlenmesi tamamen doğal bir olaydır ve balın
kalitesini etkilemez. Batı ülkelerinde kristalize olmuş hatta
özel yöntemlerle kristalleştirilip krem haline getirilmiş ballar
zevkle tüketilirken ülkemizde bu tür ballara şüphe ile bakılması
büyük bir yanılgı olup doğal ve kaliteli bala yapılabilecek en
büyük haksızlıktır.
Balın kristalleşmesini önlemek için bazı yöntemler önerilse
de çoğu ya yasal değildir ya da pratik uygulamadan uzaktır.
Uygulanabilecek en basit yöntem balın önce oC'da 5 hafta
bekletilmesi sonra da 14 oCÕda saklanmasıdır. Tüketiciler,
istediklerinde kristalize olan balı sıvı hale getirmek için bal
kabını, sıcaklığı 38 oC geçmeyen ılık su içinde tutabilirler.
Ayçiçeği, yonca, kavun, karahindiba, pamuk balları çok çabuk
şekerlenirken akasya, hardal, orman gülü ve salgı balları geç
şekerlenir. Adaçayı balı yıllarca şekerlenmeden kalabilir.
c)
Balın Fermantasyonu
Balın içindeki şekerlere dayanıklı mayalar, özellikle su oranı
yüksek balların fermantasyonuna (ekşimesine) neden olur.
Sırlanmış ve olgunlaşmış balların su oranı daha az olduğu için
ekşimesi zordur. Bu yüzden ballar olgunlaşmadan hasat
edilmemelidir. Balın ekşimesini önlemek veya geciktirmek için
bal, belli sıcaklıklarda, belli sürede ısıtılıp pastörize
edilebilir. Ancak her ısısal işlem balın kalitesini ve değerini
olumsuz yönde etkiler.
d)
Balın Antibakteriyel Özelliği
Bal, antibakteriyel bir özelliğe sahip olduğundan içersinde
mikroorganizma yaşayamaz ve çoğalamaz. Son yıllarda bütün
dünyada hızla gelişen arı ürünleri ile tedavi olarak
adlandırılan "apiterapi"de arı zehiri, propolis, arı sütü ve
polen yanında bal da kullanılmaktadır. Arı ürünlerinin tümünün
genel sağlık ve vücut direncini koruması yanında tedavi edici
özellikleri de vardır. Balın antibakteriyel özelliği; asidik
yapıda oluşuna, büyük oranda kuru madde (şeker) ve ayrıca
enzimlerle glikozun parçalanması sonucu oluşan antiseptik bir
madde olan hidrojen peroksit içermesine bağlıdır. Yüksek oranda
şeker içeren bal, yüksek oranda su içeren hastalık etmeni
mikroorganizmanın su kaybederek ölmesine ya da çoğalamamasına
yol açarak antibakteriyel etkisini gösterir.
7. Balın İnsan Sağlığı Açısından Önemi
Yüksek enerjili ve karbonhidratlı bir madde olan bal, tadı,
aroması ve diğer üstün özellikleri nedeniyle insanlar tarafından
daha çok bir besin ve enerji kaynağı olarak tüketilmektedir.
Bal, aynı zamanda tedavi edici olarak da örneğin çam balı
sindirim sistemi rahatsızlıklarında, okaliptüs balı ise solunum
sistemi rahatsızlıklarında kullanılabilmektedir.
Zengin bir besin kaynağı olan bal, bebek ve çocukların
beslenmesinde de önemli bir yere sahiptir. Çabuk sindirilmesi,
bünyesindeki serbest asitler dolayısıyla yağ hazmını
kolaylaştırması, anne ve inek sütündeki demir ve diğer
eksikliklerin gidermesi, iştah açması gibi özellikleri ve ayrıca
sakinleştirici etkisi balın önemini daha da arttırmaktadır. Koyu
renkli balların kan yapıcı özelliği, açık renkli ballara kıyasla
daha fazladır.
Bal, yalnızca bebek ve çocukların beslenmesinde değil büyüklerin
beslenmesinde de yararlıdır. Özellikle çabuk enerjiye dönüşen
hazır bir gıda olması nedeniyle, yüzme, dağcılık, atletizm,
basketbol, futbol, bisiklet yarışı gibi sporlarla meşgul olan
kimselere güç vermek ve yorgunluklarını hafifletmek için
kullanılabilir.
Bal, bir besin ve enerji kaynağı olması yanında çeşitli hamur
işlerinde ve pastalarda da kullanılmaktadır. Kattığı hoş tat ve
aromasının yanı sıra, özellikle levüloz şekerinin su tutma
yeteneğinden dolayı, bu yiyeceklerin uzun süre bayatlamadan taze
kalmasını sağlar. |